Eski Enstitü Fotoğrafları

      ROMANDRAMA

                 “EYLEMDEN SÖZE, SÖZDEN EYLEME”

ŞULE İZGİ ŞAHİN

Psikolog/Psikodrama Grup Psikoterapisti ve EMDR Psikoterapisti/Öğr. Gör./Yazar/Gender Expert

ÖZET

Uzun yıllar süren Psikoloji ve Edebiyat yolculuğumda, Psikoloji ile Edebiyatın pek çok etkileşiminin ve ortak özelliklerinin olduğunu gördüm. Bunlardan en önemlisi her ikisinin de yarattıkları terapötik etki ile kişilerin içgörülerini geliştirmelerine yardımcı olmasıydı. Yıllarca gerek Bireysel Terapilerde ve Psikodrama Grup Psikoterapisi eğitimlerinde, gerekse de üniversitelerde verdiğim derslerde ve yazar olarak kurduğum Yaratıcı Yazma ve Roman İnceleme Atölyelerinde, İçgörü geliştirebilmenin kişilerde yarattığı olumlu ruhsal değişimi gözlemledim. İşte İçgörü adı verilen bu kıymetli hazineyi bize sunan Psikodrama, Psikoloji ve Edebiyatın kesişim noktası olarak Romandrama kavramı ve uygulaması İstanbul Psikodrama Enstitüsü Başkanı Deniz ALTINAY’ın isim babalığı ile böyle ortaya çıktı.

Romandrama kavram ve uygulama çalışmalarına alt yapı oluşturan en önemli nokta; “Yarına Kalabilen Romanlar”dır. Yarına kalabilen romanların hem edebi olarak iz bırakarak geleceğe taşınmaları, hem de tedavi edici özelliğe sahip olmaları açısından bakıldığında; Romandaki yaratıcılığın ve doğallığın getirdiği Spontanite ve romandaki durum ya da karakterlerle yapılan özdeşimin getirdiği Katarsis de İçgörü kazanımını sağlayan psikoterapötik faktörlerin başında gelir. Bu kapsamda; Psikoterapötik etkinin en yoğun ve hızlı şekilde hissedildiği Romandrama, psikoloji ve edebiyatın birbirini tamamlayan ögelerini bünyesinde barındırarak, kişilerin bireysel sorunlarını çözmelerinde yardımcı olan bir yöntemdir

Romandrama ile romanların ‘Söz’ünü ve Psikodrama’nın ‘Eylem’ini aynı çatı altında bütünleştirerek Sözden Eyleme, Eylemden Söze geçen ve yaratıcılığı sağlayarak içgörü kazandıran bir sürece ulaşırız. Bu makalenin konusu olan Romandrama kuramının uygulama yöntemleri ile birlikte ele alındığı Romandrama’nın temel aldığı psikoterapötik faktörler, kuramlar ve Psikodrama Yöntem ve Teknikleri çerçevesinde yeniden geliştirilen Romandrama ısınma oyunları, uygulama kural ve yöntemlerinin bireysel ve grup terapisindeki kullanımı geniş bir örneklem içinde okura sunulmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Psikodrama, Edebiyat, Psikoloji, Roman, Psikoterapi, Romandrama, Edebi Psikoterapi, İçgörü, Katarsis, Yaratıcı Yazma, Grup Terapi, Bireysel Terapi,

GİRİŞ

Unutamadığımız romanlar, karakterler ya da sahneler vardır, kiminde hayatın anlamını buluruz, kimini yeniden kaleme almak isteriz. 

Binbir Gece Masalları'nın gücü, Şehrazat'ın her akşam yeniden yarattığı öykülerindeki ustalıklı anlatıcılığından gelir. Ne kadar derin ve ne kadar psikolojik donanımı olan öyküler yaratırsak, o kadar karşı tarafın yüreğinde bir yer ediniriz ve bir o kadar da, kendi yüreğimizi fark ederiz.

Romandrama; Okurun etkilendiği için seçtiği romandan yola çıkarak kişinin iç dünyasına doğru kendi içinde ve grup içinde yaptığı yolculuk sonunda kazandığı farkındalıkla katarsis yaşaması ve iç görü oluşturmasıdır. Bu noktadan hareketle Romandrama; “Okuyucuyu romanın içindeki sahneye sokarak gerçek katarsise ulaştırma yöntemi” dir. 

ROMANDRAMA kavramının ve kitabının çıkış noktasını, tam da Psikodramanın kurucusu Jacob Levy Moreno’nun ünlü eseri “Who Shall Survive?” ın sorduğu soruyla örtüşmesi açısından bakıldığında, “Yarına kim kalacak?” sorusuna farklı bir pencereden bakma isteği oluşturdu. (Moreno,J.L,1963; Who Shall Survive)

J.L.Moreno, ünlü eseri “Who Shall Survive” da işaret ettiği gibi; “Gerçek bir terapötik süreç, insanlığın kendisinden daha az gerçek ve kapsayıcı olamaz” diyerek “Yarına kim kalacak?” sorusu ile Spontanite, Tele, İçgörü ve Katarsis kavramlarıyla beslenen, yaratıcı olan ve tedavi edici özellikleri bünyesinde barındıranın yarına kalacağını vurgular.

Psikodrama, Psikoloji ve Edebiyatın iç içe geçen özelliklerine bakıldığına, Edebiyatın özel bir alanı olan Romanların “Yarına kalabilen” romanlar olmasının birkaç temel faktör barındırdığını görülür. 

Yarına kalabilen romanlar taşıdıkları edebi değerleri açısından değerlendirildiğinde, toplumun geneline yayılan, yayınlandığı dönemi de kapsayan edebi, felsefi, psikolojik ve sosyolojik akımlar çerçevesinde yarattığı etki ve çağdaşlarının öncüsü olma özellikleri ile ön plana çıkarlar. Bununla beraber romanların bir de yarattıkları bireysel etki açısından değerlendirilmeleri gerekir. 

Zerka Moreno, J.L.Moreno’nun görüşlerini açıklarken; “Psikoterapide hangi ekol olursa olsun, hastanın içindeki kendinden güç alan iyileştirici merkezine dokunması gerektiğini vurguladığını” söyler. Psikodramanın da romanlar gibi hızla ve pozitif yönde iyileşmeyi destekleyici temelinde, benzer işlev ve amaca sahip kavramları barındırdığı görülür. 

Romandrama’nın uygulama yöntemi olarak; Moreno’nun çalışmalarında esinlendiği yöntemlerden birisi olan Sokrates tarzı soru sorma biçimi ile kişinin neyi, neden seçtiğine dair bilgilerin alındığı ve bunların harmanlanarak kişiyi “Yeni Fikir Doğumu”  na elverişli hale getiren, böylece daha soru sorarken kişide ısınma yaratan ve tedavi etmeye başlayan Sokratik Maieutique tekniği ön plandadır. (Scategni W,2002 Psychodrama, Group Processes and Dreams;Archtypical Images of Individuation, Burnner Routledge)

Romandrama’nın tedavi edici yanı; “Var olan olan bir durumun, olayın, yaşantının ya da ilişkinin, yeniden, yani ikinci kez ve düzeltilerek yaşanmasıyla, ilk yaşantının verdiği hasarın iyileşmesinin sağlamasıdır. Bu durum aynı zamanda J.L.Moreno’nun yarattığı Psikodrama Kuramının da temelini oluşturur. Böylece Romandrama’daki tedavi edici yan; Protagonistin romanın seçtiği bölümünün sonunu yeniden ve bu sefer kendi istediği gibi yazması ve böylece kendi yaralarını sarmasıyla oluşur.

Romandrama’nın kuramsal temelinde; Romanların tedavi edici yanı ile Psikodramanın bireyi ve grubu aynı anda şifalandırıcı etkisi yatar. Jung’un Kollektif Bilinçdışı kavramı ile Moreno’nun Yardımcı Bilinç ve Bilinçdışı, Tele ve Rol kuramları teoriyi destekleyen temeller olarak ortaya çıkar.

Romanların tedavi edici yönüne bakıldığında Ayna yöntemi görülür. Kişinin romanda yaşanan durumu içselleştirmesi ya da karakterle özdeşim yapmasının sonucunda, kendi durumunu karşıdan görebilmesi ve böylece çözüm konusunda İçgörü geliştirerek yaşadığı direncin kırılması söz konusu olur. Sosyometrik olarak bakıldığında İtim ve Çekim noktaları ile oyun temelli dramatik teknikler, kişiye Ayna yöntemiyle hızlı bir İçgörü kazandırır. 

Romandrama; Zerka Moreno’nun belirttiği gibi; “İyileştirmenin olabilmesi için sadece bilimin değil aynı zamanda sanat ve bilimin birleşmesi gerekmektedir” fikrini destekleyen, Sanat ve Bilimin, Psikodrama ile daha yakın ilişkisi olması doğrultusunda, Psikodramanın yenilikçi anlayışıyla örtüşen bir noktada ortaya çıkmaktadır. (Moreno, Z.T. (2013) Psikodrama Artık Gerçeklik ve İyileştirme Sanatı, Nobel Yayınevi, Ankara) Edebiyatın getirdiği yaratıcılıkla, Psikodramanın içinde var olan yaratıcılığın örtüşmesi, sanat ve bilimin kesişim noktasını oluşturmaktadır.

ROMANDRAMANIN TEMELLERİ, KAVRAMSAL VE UYGULAMA BOYUTU

Romandrama’nın amacı; Birbirinden farklı disiplinler olan Roman ve Dramanın ortak paydaları ekseninde, Psikodrama teknikleri ve Morono’nun Sosyometri, Rol, Yardımcı Bilinçdışı ve Tele kuram ve kavramları ile Jung’un Kollektif Bilinçdışı kuramının, yeni ve bütüncül bir anlayışla ele alınmasıyla, direnci ortadan kaldıran ve yaşanan katarsisle duygu boşaltımı yaratan, kişi üzerindeki iyileştirici etkisiyle içgörü kazandıran bir süreç içinde, travmatik bir yaşantının, romanlar yoluyla yeniden yaşanarak iyileşmesi olarak özetlenebilir.

Roman seçimi tamamen kişinin bilinçdışı süreçlerinin devreye girmesi ile başlar ve yardımcı bilinç dışı ile netleşir. Bu nedenle romanla “Karşılaşma Anı” ve içinde bulunulan mod, nasıl bir psikolojik ihtiyaca dönüşürse, o çerçevede yapılan seçimi ve sonrasında romanın okur üzerinde yarattığı etkiyi belirler. Rollo May, Yaratma Cesareti isimli eserinde bu karşılaşma anının kişinin hayatı üzerindeki önemine ve yaratıcılığa etkisine dikkat çeker. (May, R. (2007) Yaratma Cesareti, Metis Yayınları, İstanbul)

İşte bu noktada; Psikodrama ve Romanların ortak iyileştiren özellikleri olan; Yaratıcılık, Ayna, Empati, İçgörü ve Katarsisi bünyesinde barındıran Romandrama’nın, sanatsal ve bilimsel bir izdüşümde bu kavramları buluşturması mümkün olur. Romandaki yaratıcılık ve doğallık Spontanite ile durum ya da karakterlerle yapılan özdeşim de Katarsis ve İçgörü ile ortaya çıkar. 

Psikodrama tekniklerinin dışavurumcu özellikleri olan Yaratıcılık, Spontanite ve Katarsis, kişide içgörü yaratarak kendisini özgürce ifade etmesine olanak tanır. (Altınay,D. 2015, Psikodramada Seçme Konular, Epsilon Yayınevi, İstanbul)

Romandrama’da protagonistlerin seçimi ile başlayan Tele süreci, Roman seçiminin arkasında yatan dinamikleri belirler. Söz konusu dinamikler; Kişinin bilinçdışındaki çatışmaları, korkuları, endişeleri, bağlantıları, problemleri ve zihinsel süreç ve mekanizmaları ile ilgilidir. Bu şekilde romanların içeriği, olay örgüsü ve/veya kahramanlarının yaşadıkları olaylar ve/veya kahramanların kişilikleri, okurların iç dünyalarına ışık tutup empati yapmalarına ya da kendilerini aynalamalarına ve kendi iç dünyaları ve hayatlarının yansımalarını net olarak anlamalarını sağlar. 

Bu anlamda Romandrama’da seçilen romanlar gösterdikleri etki bakımından başka hiçbir edebi veya sanatsal eserde görülmeyen bir hızda etki-eylem ve şifa gücüne sahiptir.

Romanların içsel olarak bizi etkiledikleri kısım aslında metaforik olarak psişenin bilinç ile buluştuğu noktadır. Moreno’nun rol kuramında da etraflıca anlatıldığı gibi bebeklikten başlamak üzere gelişen psişik evrenler bizim hangi rolü ne kadar aldığımız ya da alamadığımız ya da hangi dönemde takılı kaldığımız sorularını cevaplar. İşte romanlar buradan hareketle; Yıllar içinde farkında olmadan aldığımız roller veya alamadığımız ya da takılıp kaldığımız rollerin farkındalığını yaratarak onlarla yüzleşmemizi ve aynalanmamızı sağlar. 

Moreno Psikodramayı,”Kişilerarası ilişkiler ve kişisel dünya ile çalışarak, drama metotlarıyla ‘Gerçek’ i keşfeden bir bilim olarak tanımlar.(Holmes, P, 2011, Dışa Yansıyan İç Dünya -Nesne İlişkileri Kuramı ve Psikodrama, Sistem Yayıncılık, İstanbul) Psikodrama; Sadece bir psikoterapi yöntemi değil aynı zamanda bir Sanat ve bir kendini ifade ediş yöntemidir. Bu nedenle sadece kişinin sorununu çözmekle kalmayıp, aynı zamanda kişilerin bireysel ve sosyal etkileşim ve iletişim becerilerini de geliştirir. (Blatner, A. (2002). Psikodramanın Temelleri, Sistem Yayıncılık, İstanbul) 

Moreno, bilinç ve bilinçdışı kavramlarına da psikodrama kuramı içinde yer vermiştir. Moreno Yardımcı Bilinç (co-conscious) ve Yardımcı Bilinçdışı (co-unconscious) kavramları ile Ruhlararası adını verdiği bir olguyu da işaret eder. Bu durum; İki ya da daha fazla bireyin yardımcı bilinçdışı düzeyinde kenetlenmeleri anlamına gelir ve birlikte var olmamızı sağlayan ve grup oluşumunu var eden bilinçdışı süreci yaratır. Birbirimize bildiğimiz sebeplerin çok ötesindeki sebeplerle bağlı olduğumuzu fark etmemize yol açan bu süreç içinde yine Moreno’nun kavramlarından birisi olan Tele ile ortaya çıkar. (Altınay,D. Psikodrama Grup Psikoterapileri El Kitabı (2003) Sistem Yayıncılık, İstanbul)

Romanların şifalandırıcı etkisi, psikodramadan güç alan yöntemlerle birleştiğinde Romandrama ortaya çıkar. Scategni’ye göre Psişenin içinden çıkan ve geçmişi anlatan “orada ve o zaman”, Psikodrama ile “şimdi ve burada” ya getirilir. Bu aynı zamanda Romandrama için de geçerlidir. Kişi, yaşamında başına gelen bazı zorlayıcı olayların veya kişilerin baskısını tüm hayatında hisseder. Bütün yaşamına, kararlarına, davranış ve duygularına yansıyan bu olaylar aslında ‘Orada ve O zaman’ yaşanmıştır. Romandrama ile o olay ve kişiler, ‘Şimdi ve Burada’ya getirir. Böylece romandaki olay ya da kişinin üzerinden başkasının bakış açısı fark edilir, uygulamalı çalışma esnasında protagonist, durumu adeta bir aynadan izleyerek içgörü kazanır ve kendi gerçekliğini ortaya koyarak psikoterapötik bir iyileşme yakalar.  

Temelde insana, psikolojiye, edebiyata ve hayata ait olan pek çok kavram, Romandrama yolu ile romanlarla psikodramayı birbirine bağlar. Söz konusu kavramlar Beş Ana başlıkta toplanır;

  • Bağ Kurarak Anlamsal Bütünlük Oluşturmak Açısından
  • Yöntem Açısından
  • Gerçeklik Açısından
  • Yaratıcılık Açısından
  • Psikoterapötik İyileşme (Şifalanma) Açısından

Romandrama,  ‘Bağ Kurmak’ açısından incelendiğinde, ortaya çıkan en değerli bağ; Kişinin seçtiği roman yoluyla aslında kendi kendisiyle kurduğu bağıdır

Kendimizle kurduğumuz bağ, yaşamımızdaki olayları, kişileri ve durumları birbiriyle anlamlandırdığımız ve kendimizle olan ilişkisini bir takım travmatik anıların baskısından kurtararak kurabildiğimiz ve böylece kendimizi bu şekilde şifalandırdığımız bir süreçtir. Bu süreç sonunda bireyin, yaşamında hakim olan duygusal baskılar, olaylar, bakış açıları ve diğer kişilerin baskısından arınması ve kendi yaşantısına dair anlamlı bir bütünlüğe erişmesi mümkün olur. 

Anlamsal Bütünlük; Bireyin kendisiyle kurduğu bağ sonucunda yaşamını etkileyen kişi ve durumları yeniden ve farklı bir bakış açısı ile yorumlamasıyla elde ettiği kendisi olma ve yaşamına sahip çıkma halidir.

Pek çok psikodramatik teknik ve yöntem ve pek çok romanın aslında kişiye iyi geldiği yan olan ‘Kişinin kendi kendisiyle kurmayı öğrendiği Bağı’ ortaya koyması bakımından Romandrama’nın bireye kazandırdığı ‘Anlamsal Bütünlük’ ile kişi içgörü sahibi olur. 

Psikodrama uygulanan pek çok teknik ve kendi felsefesi açısından bakıldığında, sanatın birçok alanıyla ortak bir noktada buluşan ve farklı noktalardan insanların ruhsal olarak iyileşmelerine olanak sağlayan bir esnekliktedir.

Romandrama’da işlevsellik açısından bakıldığında, romanların önemli bir yeri olduğu görülür. Romanın kurgusallığı nedeniyle psikodramatik açıdan spontanite içermeyen ancak eserin yaratım süreci açısından son derece yaratıcı olan bir yaratım süreci vardır. Söz konusu yaratım süreci romanların belkemiğini oluşturur. Romandrama; Romanların psikodrama içindeki yerine etraflıca bakarak, Romandrama felsefesini oluşturur.

Romanlarda, romandaki karakter ya da olayın okurda yarattığı çağrışım ve özdeşim yoluyla ortaya çıkan katarsis, bireyde anlamlı bir farkındalık kazanılmasını sağlar. Romandramada kişinin seçtiği roman yoluyla kendisiyle kurduğu bağ sayesinde birey kendi hayatıyla ilgili anlamsal bir bütünlük elde eder. Bu nedenle Romanla, Psikodrama arasındaki bağlar açısından ‘Anlamsal bir Bütünlük’ kazanımı, İçgörü’yü beraberinde getirir.  

Romanın Psikodrama ile bağlarını incelerken, kavranması gereken bir diğer unsur da romanda okurun yaşadığı karakterle veya olayla yaptığı “Özdeşim” dir.  Psikodramada “Eşleme, Ayna ve Rol Değiştirme” teknikleri ile karşıdan kendisini görmek, “Empati” yaparak kendisini o kişinin rolüne koymak ve “Özdeşim” yaparak yaralarından veya sorunlarından arınıp farklı bir bakış açısı geliştirmek mümkün olur. 

Tam bu noktada; Kişilerin kendi yaşamlarına tuttukları ayna ile acı veya üzüntü verici anıları temizleme şansına sahip olmaları, romanı psikodrama içinde işlevsel bir duruma sokar. Romandrama bu işlevsel durumu uygulamalarla psikoterapötik bir iyileşmeye dönüştürür.

Psikodrama da kişilerin kendi Objektif, Subjektif ve Artık Gerçekliklerini anlamaları onlarda içgörü oluşturarak psikoterapötik iyileşme sağlayan bir süreç yaratır. Romandrama’da bu gerçeklik süreçleri romanlar kanalıyla yaratılmış olur.

Romandrama, Moreno’nun anne-çocuk ilişkisinden yola çıkarak tanımladığı; Grup ve Birey arasındaki  “Birlikte Olma” , “Birlikte Hissetme” ve “Birlikte Yapma” deneyimine de işaret eder. (Özbek,A- Leutz,G.(1997) Grup Psikoterapisinde Sahnesel Etkileşim, Verso Matbaası, Ankara) Katılımcılar romanlardan yola çıkarak kendi geçmiş yaşantılarında kaybettiklerini, psikodrama teknikleriyle Romandrama’da bulma ve birlikte olarak, birlikte hissederek, birlikte yaparak gözlem katarsisinden eylem katarsisine ve grup katarsisine uzanan bir süreci yaşarlar.

Romandrama, öykü ile eylem ve yazar ile okur arasındaki bağlantıyı kurar. Romandrama’nın tedavi edici yanına bakıldığında kendi içinde üç önemli aşamayı barındırdığı görülür;

1) Yazılmış Romanın Seçimi 

2) Grup içinde Canlandırılması 

3) Tekrar Yazım Süreci 

Romandrama ile eylemin sözü dışlamadığı ve birini diğerinin yerine koymak değil, tam tersine bütünleştirdiği ve bu yöntemin iyileşmeyi sağlayarak, yaraları sarmanın gücünü arttırdığı daha ilk oturumdan itibaren görülür.  

Romandrama; Edebiyat ve Psikodrama kuramlarının etkisiyle harmanlanmış bir süreç olup, romanın zihne bıraktığı izler, bilinçdışının alttaki süreciyle bilinç seviyesine taşınır ve okurun çözemediği veya bastırdığı sorununun fark edilmesine, bir beden bulmasına ve gözle görülür hale gelen bu durumun düzeltilmesine yol açar.

Psikodrama kuramlarından Sosyometri, Rol, Yardımcı Bilinç ve Yardımcı Bilinçdışı ve Tele Romandrama içinde yoğun olarak kullanılan işlevsel kuramlar olarak kendini gösterir ve Romandrama’nın kuramsal temelini oluşturur.

SONUÇ

Romandrama tüm unsurlarıyla, kişinin varoluşunu ve kendi özüne dönüşünü kolaylaştıran durumlar olan; Kişinin iyileşme sürecinde benliğini tamir etmesi ya da geliştirmesine dair amacını başarıyla yerine getirir.

Romandrama yapılan grup çalışmaları ve ortaya çıkan sonuçlar açısından incelendiğinde, psikodrama ve romanların kendi içlerinde var olan katartik etkiyle kişiyi tedavi edici yönünün son derece hızla ve bir o kadar sanatsal bir duruşla ortaya çıktığını görülür. Bu durum, kişilerde oluşan direncin çözülmesini ve çalışmalara katılarak içgörü oluşturmalarını kolaylaştıran bir etki yaratır. Romandrama ile birey, grup üyeleri, protagonist, lider ve grubun tamamı için çok büyük bir psikoterapötik iyileşme sağlanır. Aynı zamanda Romandrama artık gerçeklik, yaratıcılık ve spontanite açısından incelendiğinde, grup sürecinde katılımcıların şimdi ve burada ilkesiyle kendileriyle ilgili çözülmesini bekledikleri sorunlarının çözümünü kişilere sunar.

Başkalarının beklentileriyle kendisine roller yaratan kişiler sıkıştıkları gündelik yaşam ritüelleri içinde varoluşlarından koparak özlerinden de uzaklaşırlar. Romandrama ile varoluş özüne dönmek, hem daha sanatsal ve hem de daha yumuşak ve kalıcı bir biçimde mümkün olur.

Sonuç olarak Romandrama amacına uygun olarak kişileri romanlar aracılığıyla katarsise ulaştıran ve dirençlerini azaltarak farkındalıklarını arttırırken aynı zamanda çözümleri şimdi ve burada da sunan bir terapi modeli olarak özellikle daha sanatsal algısı olan kişiler ve ortamlarda, kişilerin kendilerini açmalarını kolaylaştırıcı bir etkiye sahip iyileştirici bir psikoterapötik mekanizma olarak ortaya çıkar.

ŞULE İZGİ ŞAHİN

TEŞEKKÜR

Yıllar önce Psikoloji ve Edebiyat’ın izdüşümlerini araştırmak üzere çıktığım yolculukta, üniversitelerde Klinik Psikoloji ve Edebi eserler arasındaki bağların Psikopatolojiye yansımasını anlatan dersler verirken, söz konusu iki disiplinin birbirleriyle nasıl iç içe geçtiklerini gördüm. Psikoloji ve Edebiyatın insanlara iyi geldiğini deneyimlediğim pek çok durum yaşadım. 

Bu yolculukta karşılaştığım Psikodramayı öğrenip terapist olarak uygulamamda ve Psikodramadan yola çıkarak ortaya koyduğum Edebiyat ve Psikodrama ilişkisinden doğan ROMANDRAMA’yı tez konusu haline dönüştürmemde üzerimde emeği olan, görüşleriyle ve psikodrama terapistliği konusunda yenilikçi bakış açısıyla beni destekleyen, yol gösteren ve bu kitaba süpervizörlük ve bilimsel editörlük yapan, Romandrama’nın da aynı zamanda isim babası olan Uluslararası Zerka Moreno İstanbul Psikodrama Enstitüsü Başkanı değerli hocam Uzm.Psk.Dan. Deniz Altınay’a, diğer tüm hocalarıma, tüm grup arkadaşlarıma, liderlik yaptığım tüm Psikodrama ve Romandrama gruplarındaki katılımcılara ve bu tezin bir kitap olarak ortaya çıkması için beni destekleyen aileme sonsuz teşekkürlerimle.